Uçurtma / Laetitia Colombani

Güncelleme tarihi: 18 Eyl
Bir insanın hayatını değiştirmek için bazen büyük bir karar gerekmez. Kimi zaman bir çocukla karşılaşmak yeter.
Laetitia Colombani’nin Uçurtma romanı böyle başlıyor. Geçmişinden uzaklaşmak için Hindistan’a giden Léna, okyanus kıyısında her sabah aynı küçük kızı görmeye başlıyor. Kızın elinde bir uçurtma var. Konuşmuyor. Fakat hikâyenin ilerleyen sayfalarında sessizliği giderek daha fazla şey anlatıyor.
Colombani’nin romanında Hindistan dekor olarak kullanılmıyor. Coğrafya, hikâyenin karakterlerinden biri hâline geliyor. Gelenekler, yoksulluk, eğitim hakkı, kadınların toplumsal konumu, çocukların geleceği aynı dünyanın içinde birbirine bağlanıyor.
Léna’nın yaşadığı kırılma da burada önem kazanıyor. Kendi hayatının yüküyle Hindistan’a gelen bir kadın, orada başka hayatların yükünü görmeye başlıyor. Bu değişim büyük cümlelerle gerçekleşmiyor. Bir çocukla kurulan bağ üzerinden ilerliyor. Küçük karşılaşmalar büyüyor. Bir insanın kendi acısına kapanıp kalmasıyla, başkasının hayatına el uzatması arasındaki mesafe giderek kısalıyor.
Uçurtma, Saç Örgüsü ile de akraba bir kitap. Colombani bu kez Hindistan’a yeniden dönüyor; önceki romandaki Smita’nın bıraktığı iz de yeni hikâyenin içinde hissediliyor. Fakat Uçurtmayı sadece Saç Örgüsünün devamı gibi okumak haksızlık olur. Çünkü romanın asıl meselesi bir olay örgüsünü sürdürmekten çok, insanın kendi hayatından çıkıp başka bir hayatın içine bakabilmesi. Colombani bunu oldukça akıcı bir anlatımla yapıyor. Romanın sayfa sayısı da bunu destekliyor: Türkçe baskı 172 sayfa. Bu kısa hacim içinde ağır meseleler var. Bir çocuğun eğitim hakkı. Bir kadının kendi hayatı üzerinde söz sahibi olma çabası. Toplumsal koşulların insanın önüne koyduğu duvarlar. Bir insanın yeniden başlayabilmesi. Fakat kitap okura ders vermeye çalışmıyor. Hikâyeyi öne çıkarıyor. Uçurtma da bu yüzden iyi seçilmiş bir imge. Yere bağlı bir ipi var. Gökyüzüne açılan bir hareketi var. İnsan hayatı da biraz böyle. Bir tarafımız bulunduğumuz yere, geçmişimize, korkularımıza bağlı kalırken başka bir tarafımız hep yukarı bakıyor.
Colombani’nin romanı büyük cevaplar vermiyor. Daha basit, daha insani bir şey söylüyor: Birinin hayatına dokunduğunuz anda kendi hayatınız da değişebilir. Uçurtmaya başlamanın en güzel nedeni bu. Gökyüzünde görünen küçük bir şeyin, yerde yaşayan insanların hayatında ne kadar büyük bir karşılığı olabileceğini görmek.




Yorumlar