top of page


Toprağın çığlığı, özgürlüğün destanı: İnce Memed 71 Yaşında.
Ey okur, bir an soluklan! Çukurova’nın sıcağında, Toroslar’ın yamaçlarında bir türkü yükseliyor. Bu türkü, Yaşar Kemal’in kaleminden doğan İnce Memed’in türküsüdür. 1955’te ilk kez okurla buluşan İnce Memed, 71. yılında hâlâ capcanlı, hâlâ isyankâr, hâlâ insan. Yaşar Kemal’in yazma tarzı, bu destanı eşsiz kılan sırdır. Onun kalemi, toprağın kokusunu, insanın acısını, doğanın nabzını taşır. Sanki bir destancı, köy meydanında ateş başında anlatır gibi yazar; cümleleri epik, şii

Makbul Sanat Editör
26 Eyl3 dakikada okunur


Köklerinden Uzak Bir Bahçe: Sinemamızdaki Sanatsal Çoraklık
Türk sineması, bir asrı aşan serüveninde, popüler kültürün renkli aynası olmayı başarırken, sanatsal derinlikte dünya sahnesinde beklenen yankıyı maalesef uyandıramadı. Yeşilçam’ın melodram ve komediyle dolup taşan nehri, seyirciyi dönem dönem kucaklasa da, evrensel bir dil yaratma çabası çoğu zaman sığ sularda kayboldu. Özgün hikâyeler, klişelerin gölgesinde eridi; Anadolu’nun mitolojik ve tarihsel zenginliği, sinema perdesinde yeterince hayat bulamadı. Peki, Türk sineması n

Makbul Sanat Editör
26 Eyl5 dakikada okunur


Don Kişot ile Köroğlu Arasında Bir Alacakaranlık Eski Dünyanın Ölümü mü, Son Epik Nefesi mi?
Kimi hikâyeler bir doğumdan bile daha önce, hatta bir yarayla başlar. Köroğlu Destanı da öyledir. 16. yüzyılın karışık Anadolu’sunda, Celâlî fırtınalarının savurduğu topraklarda bir seyisin gözlerine mil çekilir. O körlükten bir oğul doğar: Ruşen Ali. Sonra o oğul, adını kaderinden alır ve Körün oğlu Köroğlu olur. Bu sadece bir çeşit hesaplaşma ya da intikam hikâyesi değildir; adaletin merkezden dağa sürgün edilmesidir. Köroğlu’nun doğduğu çağda devlet büyüktür ama merhamet k

Makbul Sanat Editör
26 Eyl3 dakikada okunur


İnsanlar daha az mı okuyor? Kitap okuma verilerinin anlattığı.
“Artık kimse kitap okumuyor.” Bu cümleyi hepimiz duyduk. Bir kahve masasında, sosyal medyada, bir okul koridorunda, yayınevi toplantısında… Ama sayıların karşısına geçtiğimizde hikâye biraz daha karmaşıklaşıyor. Türkiye’de 2025 yılında 80 bin 921 kitap yayımlandı. Halk kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı 7 milyon 160 bin 225’e ulaştı. Aynı yıl halk kütüphanelerinden yararlanan kişi sayısı 39 milyon 194 bin 669 olarak kaydedildi. Bu rakamlar tek başına “Türkiye çok okuyor” son

Makbul Sanat Editör
18 Eyl4 dakikada okunur


Türk romanı Batı’ya çevrildiğinde ne görülüyor?
Bir Türk romanı İngilizceye çevrildiğinde kitap başka bir ülkeye gitmiş olur. Fakat hikâye orada bitmez. Yeni bir okurla karşılaşır. Yeni bir yayınevinin kapağına girer. Yeni bir tanıtım metniyle sunulur. Bir eleştirmenin cümlesinde başka bir yere yerleşir. Böylece romanın ikinci bir hayatı başlar. Son yıllarda Türk edebiyatının İngilizce çeviriler üzerinden gördüğü ilginin artması, aslında ilginç bir soruyu da beraberinde getiriyor: Batılı okur Türk romanında ne görüyor? Bu

Makbul Sanat Editör
18 Eyl3 dakikada okunur


Edebiyat akımları ve birkaç yüzyıllık insanlık hikâyesi
Bir edebiyat akımı doğduğunda aslında sadece edebiyat değişmez. İnsanların dünyaya bakışı değişir. Bir dönemin insanı Tanrı’ya, doğaya, aşka, akla, topluma, savaşa, şehre, kendi zihnine nasıl bakıyorsa romanın dili de şiirin sesi de bundan payını alır. Bu yüzden edebiyat akımlarını birer sınav konusu gibi okumak biraz haksızlık olur. Romantizm, realizm, natüralizm, sembolizm, modernizm ya da postmodernizm yalnızca edebiyat tarihinin başlıkları değildir. Her biri kendi çağının

Makbul Sanat Editör
18 Eyl3 dakikada okunur
bottom of page
