top of page

Kocamın Karısı / Alice Feeney

Yazarın fotoğrafı: Makbul Sanat Editör
Makbul Sanat Editör
3 Eki
3 dakikada okunur

Kocamın Karısı: Gerçeğin Kime Ait Olduğu


Alice Feeney’nin Kocamın Karısı, basit bir kimlik krizinin içine yerleştirilmiş bir psikolojik gerilim fikriyle başlıyor. Eden Fox koşudan döndüğünde anahtarı evinin kapısını açmıyor. Kapıyı kendisine tedirgin edici ölçüde benzeyen bir kadın açıyor. Ardından kocası geliyor. Kadını tanımadığını söylüyor. Evdeki kadın ise kendisinin Eden olduğunu iddia ediyor.

Birkaç sayfa içinde romanın temel sorusu kuruluyor:

Bir insan kendi kimliğini kanıtlayamadığında geriye ne kalır?


Feeney’nin asıl oyunu burada başlıyor. Çünkü roman boyunca okurun elindeki bilgi sürekli değişiyor. Bir karakter hakkında edinilen kanaat, başka bir bölümde yeni bir ayrıntıyla bozuluyor. Gerçeğe yaklaşmak yerine gerçeğin etrafındaki ihtimaller çoğalıyor. Bu nedenle Kocamın Karısında güven, karakterler arasında olduğu kadar okurla anlatı arasında da kuruluyor. Bir ev, iki kadın Romanın merkezindeki Spyglass evi, olayların geçtiği mekândan daha fazlası. Eden’in kendi evine yabancı olarak dönmesiyle birlikte ev, kimliğin kanıtı olmaktan çıkıyor. Anahtar çalışmıyor. Eşyalar başka birine aitmiş gibi duruyor. Koca, başka bir kadını karısı olarak tanıyor. Eden’in kendi hayatına ilişkin bildiği şeyler bir anda başkalarının anlatımına bağlı hâle geliyor. Bu durum romanın temel huzursuzluğunu yaratıyor. İnsanın kendisi hakkında bildikleri, dışarıdan doğrulanamadığında ne kadar güvenilir? Feeney bu soruyu doğrudan felsefi bir tartışmaya dönüştürmüyor. Onu evlilik, aile, geçmiş ve sırlar üzerinden ilerleyen bir olay örgüsünün içinde tutuyor. Böylece kimlik meselesi soyut bir düşünce olmaktan çıkıp karakterlerin günlük hayatına yerleşiyor.


Hikâyeyi kimin anlattığı

Romanın en belirgin anlatı tercihi çoklu bakış açısı. Eden’in yaşadıklarıyla Birdy’nin geçmişi dönüşümlü biçimde açılıyor. Birdy’nin altı ay önce aldığı teşhis, Spyglass’ın geçmişiyle kurduğu bağ, Thanatos adlı klinikle karşılaşması ve kendi ölüm tarihini öğrenmesi hikâyenin ikinci damarını oluşturuyor. Bu iki anlatı ilerledikçe aralarındaki mesafe kapanıyor.


Feeney’nin burada yaptığı şey, bilgiyi saklamaktan çok bilginin kime ait olduğunu belirsizleştirmek. Her karakter kendi bildiği gerçek üzerinden konuşuyor. Okur ise bütün bu parçaları bir araya getirerek olayın tamamını kurmaya çalışıyor. Tek bir anlatıcının güvenilirliğini sorgulamak yerine anlatının tamamının güvenilirliğini sorgulamaya başlıyoruz. Romanın güçlü taraflarından biri de bu. Fakat aynı tercih kitabın tartışmalı tarafını da oluşturuyor. Türkiye’deki okur yorumlarında çoklu bakış açısının romana dinamizm kattığını düşünenler olduğu gibi, sürekli anlatıcı değişiminin karakterlerle bağ kurmayı zorlaştırdığını söyleyenler de var. Bu ayrım önemli. Çünkü Feeney’nin yöntemi, okuru karaktere yaklaştırmaktan çok okurun karakter hakkındaki bilgisini kontrol etmeye dayanıyor.


Ters köşe meselesi

Alice Feeney’nin romanlarında sürpriz, olay örgüsünün sonuna bırakılan tek bir hamle olarak çalışmıyor. Kocamın Karısında da roman boyunca yeni bilgiler geliyor, önceki varsayımlar değişiyor, karakterlerin sakladıkları geçmişler hikâyenin yönünü yeniden belirliyor. Bu yapı romanın temposunu yüksek tutuyor. Fakat burada türün önemli bir riski de ortaya çıkıyor: Okurun şaşırması ile okurun kandırıldığını hissetmesi arasındaki çizgi çok ince. Bazı okurlar romanın bilgi saklama biçimini başarılı bulurken bazıları karakterlerin kendi zihinlerinde bildikleri gerçeklerin okurdan gizlenmesini yapay bulmuş. Bu eleştiri, romanın anlatım tekniği açısından dikkate değer. Çünkü güvenilmez anlatıcı ile yazardan gelen bilgi kısıtlaması aynı şey değil. Bir karakter gerçeği çarpıtabilir, yanılabilir, eksik hatırlayabilir. Fakat anlatıcı karakterin kendi zihninde bildiği bir bilgiyi okurdan sistematik biçimde sakladığında kurgu başka bir anlaşmaya dayanır. Kocamın Karısı zaman zaman bu sınırın üzerinde dolaşıyor. Romanın başlığı, hikâyenin merkezindeki ilişkiyi daha en baştan işaret ediyor: Kocamın karısı. Buradaki sahiplik ifadesi de dikkat çekici. Bir insanın eşini tanıması, yalnızca yüzünü bilmekle ilgili değil. Ortak geçmişi, alışkanlıkları, sırları, evin içindeki küçük ayrıntıları bilmekle ilgili. Feeney bu ortaklığın güven üzerine kurulduğunu hatırlatıyor. Güven ortadan kalktığında en yakın insan bile tanınamaz hâle gelebiliyor. Romanın evlilik ilişkisini ilginç kılan tarafı da bu. Şüphe dışarıdan gelmiyor. Evin içine yerleşiyor. Kimin doğru söylediğini bulmaya çalışırken evlilikteki bilginin nasıl paylaşıldığını, hangi sırların saklandığını, insanların birbirleri hakkında kurduğu hikâyelerin ne kadar eksik olduğunu görüyoruz. Bu nedenle Kocamın Karısı, polisiye sorusunu sürekli genişletiyor: “Kim yalan söylüyor?” sorusunun yanında “Bir insan diğerini ne kadar tanıyabilir?” sorusu da beliriyor.


Feeney’nin oyunu

Alice Feeney’nin başarısı, güçlü bir başlangıç fikrini uzun bir kurguya dönüştürebilmesinde. Bir kadının kendi evine alınmaması, kendisine benzeyen başka bir kadının onun yerini aldığını görmesi tek başına romanı taşıyabilecek kadar güçlü bir fikir. Feeney bunun üzerine geçmiş hikâyeleri, farklı anlatıcıları, aile sırlarını, ölüm fikrini ve kimlik meselesini ekliyor. Bunun karşılığında kurgu zaman zaman fazla karmaşıklaşıyor. Sürprizlerin artması, bazı karakterlerin psikolojik derinliğini geri plana itebiliyor. Türkiye’deki güncel okur değerlendirmelerinde de romanın bu iki yüzü açıkça görülüyor: Bir tarafta tempoyu ve şaşırtmacaları övenler, diğer tarafta karmaşıklığın karakterleri gölgelediğini düşünenler var. Dolayısıyla Kocamın Karısının edebî gücü, yalnızca kaç kez şaşırttığı üzerinden ölçülecek bir şey değil. Romanın daha ilginç tarafı, okurun gerçeklik duygusunu sürekli yeniden kurmak zorunda bırakılması. Eden kendi evine dönüyor. Fakat okur da onunla birlikte kendi bildiği hikâyeye dönüyor ve her defasında kapının anahtarını yeniden deniyor. Kapı açıldığında içeride kimin bulunacağını bilmekten önce, içeride gördüğümüz kişinin gerçekten kim olduğunu bilmenin mümkün olup olmadığını sorguluyoruz. Feeney’nin romanı tam olarak bu huzursuzluk üzerine kuruluyor.


Kocamın Karısı, kusursuz bir psikolojik gerilim iddiasından çok, okurla anlatı arasındaki güven ilişkisini sürekli zorlayan bir roman olarak daha ilginç.



Yorumlar


Bültenimize Abone Olun

  • Instagram
  • RSS

© 2026 MAKBUL SANAT. Tüm hakları saklıdır.

Sitede yer alan, yazı, öykü, inceleme, görsel, video ve diğer içerikler, aksi belirtilmedikçe

ilgili eser sahiplerine aittir. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz

veya başka mecralarda yeniden kullanılamaz.

bottom of page